Kan testinde depresyonun izleri var! Araştırma bulguları şaşırttı, hücrelerden anlaşılıyor

Mayıs 9, 2026

Bugün depresyon tanısı büyük ölçüde kişinin anlattığı belirtiler üzerinden konuluyor. Uzman değerlendirmesi ve klinik gözlem hâlâ en önemli yöntemler arasında yer alıyor. Yeni araştırma ise gelecekte depresyonun biyolojik izlerinin de takip edilebileceğini düşündürüyor.

ScienceAlert’te yer alan habere göre araştırmacılar, kandaki bazı bağışıklık hücrelerinin yaşlanma düzeyini inceleyerek depresyon belirtileriyle ilişkisini analiz etti. Çalışma henüz doğrudan depresyon teşhisi koyan bir kan testi anlamına gelmiyor. Ancak uzmanlar bunun ruh sağlığı araştırmaları açısından önemli bir dönüm noktası olabileceğini düşünüyor.

Araştırma kapsamında toplam 440 kadından alınan kan örnekleri incelendi. Katılımcıların bir kısmı HIV ile yaşarken bir kısmında HIV bulunmuyordu. Bilim insanları aynı zamanda katılımcıların son dönemde yaşadıkları depresyon belirtilerini de değerlendirdi. Elde edilen veriler karşılaştırıldığında özellikle bazı duygusal belirtilerle biyolojik yaşlanma arasında güçlü bir bağ olduğu görüldü.

Çalışmanın merkezinde “monosit” adı verilen bağışıklık hücreleri yer aldı. Uzmanlar, bu hücrelerin biyolojik yaşını anlamak için DNA üzerindeki kimyasal değişimleri inceleyen özel bir yöntem kullandı. Bu teknik sayesinde hücrelerin takvim yaşından bağımsız olarak ne kadar “yıprandığı” ölçülebiliyor. Araştırmacılar, depresyon belirtileri yoğunlaştıkça bu hücrelerde yaşlanma hızının arttığını gözlemledi.

Özellikle umutsuzluk hissi ve daha önce keyif alınan etkinliklerden uzaklaşma gibi belirtiler dikkat çekti. Psikolojide “anhedoni” olarak tanımlanan bu durumun, araştırmadaki biyolojik değişimlerle güçlü şekilde bağlantılı olduğu görüldü. Buna karşılık yorgunluk ya da uyku düzensizliği gibi fiziksel belirtilerde aynı seviyede bir ilişki bulunmadı.

New York Üniversitesi Rory Meyers Hemşirelik Fakültesi’nden psikiyatri araştırmacısı Nicole Beaulieu Perez, çalışmanın en dikkat çekici yanının bu olduğunu söyledi. Perez, depresyonun özellikle ruh haliyle ilgili belirtilerinin bağışıklık sistemiyle ilişkili görünmesinin önemli bir bulgu olduğunu aktardı. Araştırmacı, fiziksel semptomların birçok kronik hastalıkta da görülebildiğini ancak umutsuzluk ve zevk kaybı gibi belirtilerin daha özgül sonuçlar verdiğini ifade etti.

Araştırmacılar, özellikle HIV ile yaşayan kadınlarda depresyon riskinin daha yüksek olduğuna dikkat çekiyor. Kronik hastalıkla yaşamanın getirdiği psikolojik yük, sosyal baskılar ve ekonomik zorlukların ruh sağlığını doğrudan etkileyebildiği belirtiliyor. Bu nedenle araştırma ekibi, yüksek risk grubundaki bireylerde biyolojik belirtilerin daha dikkatli takip edilmesi gerektiğini düşünüyor.

Araştırmada kullanılan “MonoDNAmAge” yöntemi de bilim dünyasında dikkat çekti. Çünkü bu yöntem, depresyonun belirli belirtilerini önceki biyolojik yaş ölçümlerine göre daha hassas şekilde yakalayabildi. Araştırmacılar bunun ruh sağlığı alanında yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğini düşünüyor.

UYGULAMALARI İNDİREBİLİRSİNİZTürkiye'den ve Dünya’dan son dakika haberler, köşe yazıları, magazinden siyasete, spordan seyahate bütün konuların tek adresi http://milliyet.com.tr ; Milliyet.com.tr haber içerikleri izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.

Kaynak haberi oku