
Aşklar sınavdan geçiyor! İşte pandemide aşkı korumanın 9 yolu
Evlerde geçirdiğimiz zamanla kişisel sınırlarımızın da daraldığı bir noktadayız. Tüm bu olumsuz bu duyguları yaşarken bir de sosyal izolasyonda olmak çocuklu aileler ve beraber yaşayan çiftler için de daha zorlayıcı bir hal aldı. Kendimize ve ilişkilerimize dair tahammül seviyemizin azaldığını görüyoruz. Yanlış anlaşılmalar, iletişim ve öfke problemleri artarken daha önce fark edilmeyen yeni sorunlar da gün yüzüne çıkmaya başladı. Ancak burada iki yol var: Ya partnerimizle beraber bu savaştan el ele tutuşup beraber çıkacağız, ya da yaşadığımız bu kriz dönemini daha büyük bir kaosa dönüştüreceğiz. Peki bu salgın sürecinde ilişkilerimizi korumak adına neler yapabiliriz?
Ev içerisinde sorunlara nasıl yaklaştığınız çok önemli. Çiftler arasında anlaşmazlıkların yaşanmasının normal olduğu bir dönemdeyiz. Ancak burada dikkat etmeniz gereken konu soruna çözmek için mi yaklaşıyorsunuz yoksa haklı çıkmak için mi? Öncelikle kendinize ne istediğinizi sorun. Ardından yargılayıcı ve suçlayıcı bir tutumu kenara bırakarak partnerinizin nasıl hissettiğini ve neye ihtiyacı olduğunu anlamaya çalışmalısınız. Yaşanan tartışmaları duygularınızı ve düşüncelerinizi ifade etmek için bir fırsat olarak görebilirsiniz. Eğer sadece kendinizin ya da karşıdakinin beklentilerine göre yaşarsanız ilişkiniz bir noktada çıkmaza girecektir. Genellikle partnerimizin de bizimle anı şeyler hissettiğini varsayma eğilimindeyiz. Bu nedenle tartışma anlarında partnerinizin zihnini okumaya çalışmak yerine onunla açık bir iletişim kurmayı deneyin.
İlişkinizde ihtiyaçlarınızı nasıl bir şekilde ifade ediyorsunuz? Kendinizi öfkeli, endişeli ya da incinmiş hissettiğinizde nasıl davranıyorsunuz? Partneriniz ya da siz ne kadar sıklıkla ve hangi durumlarda öfkeleniyorsunuz? Her an patlamaya hazır saatli bir bomba gibi misiniz? Sebepsiz yere sinirlendiğinizi ve abartılı tepkiler verdiğinizi düşünüyor musunuz? Öfke bir süreden sonra hakaret ve şiddete mi dönüşüyor? Tartışma anında hangi otomatik düşünceler devreye giriyor? Bu ve bunun gibi soruları kendinize sormak, yaşadığınız sorunlarla baş etmeye çalışırken nerede bir engel olduğunu görmenize yardımcı olabilir. Şimdiye kadar kullandığınız yöntemler başarısız sonuçlandıysa daha farklı bir yol izlemenizin zamanı gelmiş demektir.
Öfke de her duygu kadar işlevsel ve olağan bir duygudur. Öfkenizi kontrol edebilmek zor olsa da öfkelendiğinizde sergilediğiniz davranışlar sizin kontrolünüz altındadır. Öfkeniz artık yıkıcı bir hal almışsa ve karşınızdaki kişiye zarar veriyorsa artık bu normal bir davranış değildir ve burada çözülmesi gereken bir problem vardır. Bu konuda karşı tarafın sınırı doğru bir şekilde çekmeyi öğrenmesi gerekmektedir.
Çoğu zaman bir kavga ya da tartışma esnasında partnerinizin size ne kadar öfkelendiğini ya da kurduğu cümlelere odaklanırsınız. Ancak burada öfkenin gerçek duyguları gizleyen bir maske olduğunu hatırlamalısınız. Öfkenin altında genellikle bir korku, değersizlik veya suçluluk gibi bastırılmış bir duygu yatmaktadır. Güvende olmama hissi ve bağlanma ihtiyaçları bireylerin daha korumacı ve kırılgan bir eğilimde olmasına neden olabilir. Kişinin bu duygusuyla yüzleşmesi sorunun çözümündeki en önemli adım olacaktır.
Yaşanan sorunlardan dolayı ilişkinizin çıkmaza girdiğini ve artık başka seçeneklerin kalmadığını düşünebilirsiniz. Ancak şunu hatırlamakta fayda var; olağanüstü bir süreçteyiz ve her birimiz kendimizi dört duvar içinde ister istemez baskı altında hissediyoruz. Dolayısıyla hayatınızı tamamıyla etkileyecek bir kararı vermek için doğru bir zaman olmayabilir. Bu dönemin geçici bir dönem olduğunu unutmayın. Yapmak istediğiniz büyük değişiklikleri bir dönem ertelemek ileride sorunları daha mantıklı ve objektif bir şekilde değerlendirmenize yardımcı olabilir.
Sağlıklı bir ilişkide bireylerinin birbirinin zihinsel, ruhsal ve fiziksel sınırlarına saygı göstermesi çok önemlidir. Evde bu kadar fazla vakit geçirirken ortak alanların da paylaşımı arttı. Kendinize ve partnerinize ayırdığınız vakit dengeli değilse bir süreden sonra kendinizi gergin, bunalmış ve yorulmuş hissedebilirsiniz. Her gün kendinizle baş başa kaldığınız, size iyi gelecek şeyleri yapmak için özgür hissettiğiniz bir alanınız ve zamanınız olmalı. Ancak bireyselliğe alan yaratırken zorlandığını düşünüyorsanız partnerinizin bunu istenmeme mesajı olarak alıp almadığını anlamaya çalışabilirsiniz. Bu ihtiyacınızı kibar, samimi ve dürüst bir şekilde ifade ettiğinizde partneriniz de sizi anlayacak ve sınırlarınıza saygı duyma deneyimi geliştirecektir.
Yalnız kaldığınız bu alan içerisinde kendi uğraşlarınız ve öz bakımınız ile ilgilenebilir, arkadaşlarınız ile sohbet edebilir, egzersiz yapabilir ya da kitap okuyabilirsiniz. Araştırmalar birbirini gün içinde daha az gören çiftlerin birbirini daha çok özlediğini ve dolayısıyla daha sağlıklı bir ilişki yaşadıklarını gösteriyor. Her gün her şeyi partnerinizle beraber yapmak bir süreden sonra ilişkinin monotonlaşmasını ve heyecanının azalmasına neden olacaktır. İlişkiye canlılık getirmek istiyorsanız önce kendinizi bireysel olarak canlandırmalısınız.