
Sadece SPF tek başına yeterli değil! Güneş kremi kullanırken bu hataları yapmayın
Güneş koruyucularda kullanılan filtreler genel olarak kimyasal (organik) ve fiziksel/mineral (inorganik) olmak üzere iki gruba ayrılıyor. Kimyasal filtreler UV ışınlarını emerek zararsız ısı enerjisine dönüştürürken, fiziksel filtreler UV ışınlarını yansıtarak ve dağıtarak koruma sağlıyor. Günümüzde birçok ürün her iki filtre grubunu birlikte içerecek şekilde formüle ediliyor. Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, kimyasal ve mineral filtreli koruyucuların özelliklerini şöyle anlatıyor: “Kimyasal filtreli ürünler genellikle daha hafif yapılıdır, ciltte beyaz kalıntı bırakmaz ve kozmetik açıdan daha konforludur. Bu nedenle yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde sıklıkla tercih edilir. Ancak çok hassas ciltlerde veya bazı alerjik bünyelerde tahriş gelişme riski olabilir. Fiziksel filtreli ürünlerde ise en sık çinko oksit ve titanyum dioksit kullanılır. Bu ürünler geniş spektrumlu koruma sağlar ve hassas ciltlerde genellikle daha iyi tolere edilir. Özellikle bebeklerde, çocuklarda, hamilelerde, rosacea veya atopik dermatit gibi cilt hassasiyeti bulunan kişilerde öncelikli seçenektir.”
Her güneş koruyucu her cilt tipi için uygun olmayabiliyor. Yağlı ve akneye eğilimli ciltlerde hafif yapılı, su bazlı ve komedojenik olmayan ürünlerin tercih edilmesi gerektiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, “Kuru ciltlerde ise nemlendirici içeriği zengin formüller daha iyi sonuç verirken, hassas ciltlerde parfüm ve alkol içeriği düşük ürünler tahriş riskini azaltır. Doğru ürün seçimi düzenli kullanım alışkanlığını da destekler” diye konuşuyor.
Güneş koruyucu kullanmanın güneş altında sınırsız süre kalabileceğimiz anlamına gelmediği uyarısında bulunan Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, “Özellikle güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında doğrudan güneş maruziyetinden kaçınılmalı. Ayrıca, geniş kenarlı şapka ve UV koruyucu güneş gözlüğü kullanılmalı, sık dokunmuş açık renkli giysiler tercih edilmeli ve mümkün olduğunca gölge alanlarda kalınmalıdır. Çünkü en etkili güneşten korunma, güneş koruyucu ürünlerin fiziksel korunma önlemleriyle birlikte kullanılmasıyla sağlanır” bilgisini veriyor.
SPF (Sun Protection Factor-Güneş Koruma Faktörü), güneş koruyucunun cildi güneş yanığından sorumlu olan UVB ışınlarına karşı ne ölçüde koruduğunu gösteren bir değerdir. SPF değeri yükseldikçe cilde ulaşan UVB ışınlarının yoğunluğu azalıyor. Örneğin SPF 30, UVB ışınlarının yaklaşık yüzde 97'sini; SPF 50 de yaklaşık yüzde 98'ini filtreliyor. Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, “Bu nedenle günlük kullanımda en az SPF 30, yaz aylarında ve yoğun güneş maruziyetinde ise SPF 50 ve üzeri koruma sağlayan ürünler tercih edilmelidir” diyor.
Güneş koruyucunun yüksek SPF değeri içermesi tek başına yeterli gelmiyor. Ürünün hem UVB ışınlarına hem de cildin daha derin katmanlarına ulaşabilen UVA ışınlarına karşı geniş spektrumlu koruma sağlaması gerekiyor. Çünkü cilt yaşlanması ve bazı cilt kanserleriyle özellikle UVA ışınları ilişkili oluyor. Bu nedenle, ambalaj üzerinde “Broad Spectrum”, “UVA/UVB Koruması” veya UVA logosu bulunan ürünleri tercih etmeniz cilt sağlığınız için çok önemli.
Her ne kadar güneş koruyucuların temel görevi aynı olsa da yüz ve vücut cildi birbirinden farklı özelliğe sahipler. Yüz bölgesi daha ince, daha hassas ve yağ bezlerinden daha zengin bir yapıya sahip olduğu için kullanılan ürünlerin de buna uygun formüle edilmesi gerekiyor. Özellikle akneye eğilimli kişilerde yüz için geliştirilmiş, komedojenik olmayan ve hafif yapılı ürünlerin tercih edilmesi gerekiyor. Vücut için üretilen güneş koruyucular ise genellikle daha yoğun kıvamlı oluyor ve geniş alanlara uygulanacak şekilde formüle ediliyor. Bu ürünlerin yüz bölgesinde kullanılmasının bazı kişilerde parlama, gözenek tıkanıklığı veya sivilce oluşumuna yol açabildiğini anlatan Dr. Öğretim Üyesi Ceyda Çaytemel, “Benzer şekilde yüz için tasarlanan küçük hacimli ürünleri tüm vücuda uygulamak ise pratik ve ekonomik olmayabilir. Ayrıca yüz ürünlerinde antioksidanlar, leke karşıtı aktifler veya nemlendirici içerikler gibi ek cilt bakım bileşenleri de bulunabilir” diye konuşuyor.
Çoğumuz güneş koruyucuyu plaja ulaştığımızda veya evden çıkarken cildimize uyguluyoruz. Oysa özellikle kimyasal filtreli ürünlerin cilt üzerinde etkili koruma oluşturabilmesi için dışarı çıkmadan yaklaşık 20-30 dakika önce uygulanması gerekiyor. Böylece koruyucu filtreler cilt üzerinde homojen şekilde yerleşebiliyor.