‘Gün ışığının azalması, mevsimsel depresyona yol açıyor’ – Sağlık Haberleri

Haziran 4, 2026

Mevsimsel depresyonun önlenmesi için alınması gereken tedbirlere dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Belli, “Güneş ışığından mümkün mertebe faydalanmak gerekir. Ev ve iş yerleri aydınlık tutulmalıdır. Açık havada yürüyüş ve fiziksel aktiviteler ihmal edilmemelidir. Dengeli beslenme oldukça önemlidir. Niteliksiz karbonhidratlardan uzak durulmalı ve omega-3 açısından zengin besinler alınmalıdır. Sosyal bağlar canlı tutulmalı ve sosyal aktiviteler düzenlenmelidir. Her gün aynı saatte yatılıp kalkılmalıdır. Uyku saatlerinin doğal ritminden sapmasına izin verilmemelidir” dedi.

Prof. Dr. Hasan Belli, halk arasında kış depresyonu olarak da bilinen mevsimsel depresyona ilişkin değerlendirmede bulundu.

Mevsimsel depresyonun, 'klinik olarak mevsimsel döngülerle ilişkili depresyon' olarak adlandırılabildiğini kaydeden Prof. Dr. Belli, “Mevsimsel depresyonun temel özelliği, depresyon belirtilerinin yılın belirli mevsimlerinde, genellikle sonbahar ve kış aylarında başlaması, diğer mevsimlerde ise semptomların ya tamamen geçmesi ya da bozukluk şiddetine erişmeyecek düzeye gerilemesidir. Bu doğal gidiş, sürecin güneş ışığı ile doğrudan ilişkili olduğuna en büyük delalettir. Bu durum, sadece ‘kendini kötü hissetme’ ile tanımlanmaz, günlük işlevselliği bozacak düzeyde bir klinik tablo ile seyreder” diye konuştu.

Mevsimsel depresyon ile kış depresyonunun tamamen aynı olmadığını belirten Prof. Dr. Belli, “Mevsimsel depresyon, halk arasında daha çok ‘kış depresyonu’ veya ‘kış hüznü’ olarak bilinir çünkü vakaların büyük çoğunluğu sonbahar-kış aylarında görülür. Ancak mevsimsel depresyonun nadir de olsa ‘yaz tipi’ de bulunmaktadır. Yaz tipinde belirtiler genellikle ilkbahar-yaz aylarında başlar ve uykusuzluk, iştahsızlık, huzursuzluk ve kaygı daha ön planda olabilir. Kış tipi ise daha yaygındır ve aşırı uyku isteği, karbonhidrat düzeyi yüksek gıdalar kaşı aşırı yönelme, iştah artışı ve kilo alma gibi ‘tipik olmayan depresyon’ belirtileriyle karakterizedir. Dolayısıyla ‘mevsimsel depresyon’ daha kapsayıcı bir terimken, ‘kış depresyonu’ onun en sık görülen alt türü olarak değerlendirilebilir” ifadelerini kullandı.

Kış aylarında depresif duyguların ortaya çıkmasının normal olduğunu belirten Prof. Dr. Belli, “Kış aylarında havanın erken kararması, soğuk, kapalı hava ve sosyal aktivitelerin azalması nedeniyle bir miktar hüzün, enerji düşüklüğü ve içe kapanma eğilimi birçok insan için normal ve geçici bir durumdur. Buna bazen ‘kış hüznü’ denir. Ancak bu duygular, kişinin günlük sorumluluklarını yerine getirmesine engel olmuyorsa ve haftalar boyunca süren derin bir çökkünlük haline dönüşmüyorsa, patolojik bir depresyondan farklıdır. Güneşin bol olduğu zamanlarda insanların çoğunluğu, kendilerini daha neşeli ve huzurlu hissederler. Kış aylarında görülen depresyonun çeşitli nedenleri vardır. Bunun nedenleri; en başta ışık eksikliği dile getirilebilir. Güneş ışığındaki azalma, serotonin üretimini düşürür ve melatonin üretimini artırır. Melatonin uykunun düzenlenmesinde önemli roller oynar. Bu dengesizlik, enerji kaybı, uyku düzensizliği ve çökkün duygu duruma yol açar. Ayrıca soğuk hava nedeniyle sosyalleşme çabaları, fiziksel aktivite ve dışarı çıkma eğilimi azalır. Bu durumlar psikobiyolojik etkileri ile depresyona girmeye zemin hazırlayabilir. Kasvetli duygulanım ve karanlık hava, olumsuz düşünce kalıplarını ve karamsarlığı tetikleyebilir. Mevsimsel özellikli depresyonların güneş ışığının yıl boyunca az olduğu ülkelerde daha yaygın olması bu etmene bağlanabilir” dedi.

Mevsimsel depresyonun belirtilerinin klasik depresyon belirtileriyle büyük oranda örtüştüğünü ancak bazılarının mevsime özgü olduğunu ifade eden Prof. Dr. Hasan Belli, “Sıklıkla çökkün duygu durum tabloya hakimdir. Bu durum sürekli üzüntü, umutsuzluk hisleri ve düşünceleri ve değersizlik deneyimleri ile tanımlanabilir. Ayrıca daha önce keyif alınan uğraşlara karşı ilgisizlik görülür. Bu ilgisizlik çeşitli hobileri, sosyal faaliyetleri kapsayabilir. Aşırı yorgunluk, enerji kaybı, fazla uyumaya meyilli olma, aşırı karbonhidratlı gıda tüketme, kilo alımı, dikkati toparlayamama, sosyal çekilme, kollarda ve bacaklarda ağırlık hissi, huzursuzluk ya da zihinsel yavaşlama diğer önemli bulgulardır” diye konuştu.

Mevsimsel depresyonun sonbaharda başlayarak ilkbahara kadar sürebildiğini ifade eden Prof. Dr. Belli, “Mevsimsel depresyon, genelde bir döngüseldir ve tanımlanan zaman aralıklarında, mevsimsel değişikliklerle ilişkilidir. Belirtiler genellikle sonbahar aylarında başlar, kış boyunca en şiddetli halini alır ve ilkbahar aylarında güneş ışığının artmasıyla birlikte hafifleyerek ya da tamamen ortadan kalkarak düzelir. Bu, ortalama 4-5 aylık bir süreyi kapsar. Ancak bu süre kişiden kişiye, yaşanılan coğrafyanın enlemine ve o yılın hava koşullarına göre değişiklik gösterebilir. Bazı vakalarda, depresyon hali iyi tedavi edilmezse her döngüde semptomlar tekrarlayabilir” uyarısında bulundu.

Kaynak haberi oku