Herkes içme suyu hakkında aynı hataya düşüyor!

Ağustos 3, 2026

Vücudun büyük bölümü sudan oluşuyor ve neredeyse bütün hayati sistemler düzenli su alımına ihtiyaç duyuyor. Su yalnızca susuzluğu gidermiyor. Vücut sıcaklığının dengelenmesine yardımcı oluyor, besinlerin hücrelere taşınmasını sağlıyor, böbreklerin atık maddeleri uzaklaştırmasını destekliyor ve eklemlerin sağlıklı çalışmasına katkıda bulunuyor.

Yıllardır dillendirilen sekiz bardak kuralı pratik bir rehber olsa da herkes için geçerli tek bir miktar bulunmuyor. Günlük su ihtiyacı yaşa, kiloya, fiziksel aktiviteye, hava sıcaklığına ve beslenme düzenine göre değişiyor. Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi de günlük toplam su ihtiyacının yalnızca içilen sudan değil, çay, kahve ve su içeriği yüksek besinlerden de karşılandığını belirtiyor.

Uzmanlara göre önemli olan belirli bir litre hedefini ezberlemek yerine gün boyunca düzenli aralıklarla sıvı almaya özen göstermek. Çok sıcak havalarda, spor yaparken, ateşli hastalık dönemlerinde ya da yoğun terleme yaşandığında ise normalden daha fazla su tüketmek gerekiyor.

En yaygın yanlış inanışlardan biri çay ve kahvenin vücudu tamamen susuz bıraktığı düşüncesi. Oysa bilimsel araştırmalar, günlük ölçülü miktarlarda tüketilen çay ve kahvenin sıvı alımına katkı sağladığını gösteriyor. İçerdikleri kafeinin hafif idrar söktürücü etkisi bulunsa da bu etki alınan sıvıyı tamamen ortadan kaldıracak düzeyde değil.

Su ihtiyacının bir bölümü tüketilen yiyeceklerden karşılanıyor. Özellikle yaz aylarının vazgeçilmez meyve ve sebzeleri bu konuda önemli bir avantaj sağlıyor. Salatalık, marul, kereviz ve domates yüksek oranda su içeriyor. Karpuz, çilek, kavun ve portakal gibi meyveler de hem serinletiyor hem de günlük sıvı alımına katkı sağlıyor.

Birçok kişi susuzluğu yalnızca ağız kuruluğuyla ilişkilendiriyor. Oysa ilk belirtiler çok daha farklı olabiliyor. Sebepsiz baş ağrısı, halsizlik, dikkat dağınıklığı, sinirlilik ve odaklanma güçlüğü hafif susuzluğun en erken sinyalleri arasında yer alıyor. Bu belirtiler çoğu zaman stres ya da uykusuzlukla karıştırıldığı için fark edilmeden geçiştirilebiliyor.

Su hayati önem taşısa da fazlası da zararsız değil. Kısa sürede aşırı miktarda su tüketmek kandaki sodyum seviyesinin tehlikeli biçimde düşmesine neden olabiliyor. Hiponatremi adı verilen bu durum özellikle uzun süreli dayanıklılık sporlarında kontrolsüz şekilde litrelerce su içen kişilerde görülebiliyor. Sağlıklı bireylerde günlük yaşamda nadir karşılaşılsa da uzmanlar su tüketiminde dengeli davranılması gerektiğini vurguluyor. 

UYGULAMALARI İNDİREBİLİRSİNİZTürkiye'den ve Dünya’dan son dakika haberler, köşe yazıları, magazinden siyasete, spordan seyahate bütün konuların tek adresi http://milliyet.com.tr ; Milliyet.com.tr haber içerikleri izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.

Kaynak haberi oku