Bir mektupla başladı, infaz odasında son buldu! İdam mahkumuyla aşk:

Haziran 21, 2026

Tiana, uluslararası insan hakları hukuku alanında yaptığı yüksek lisans çalışmasında ırk eşitsizliği ve adalet sistemi üzerine bir konuya odaklanmıştı. Araştırması sırasında ABD'nin Teksas eyaletinde, idam cezası bekleyen mahkumlardan biriyle yazışmaya başladı. Amacı sadece akademik bir bakış açısı kazanmaktı. Ama mektuplar çoğaldıkça, satırların arasında beklemediği bir şey filizlendi: gerçek bir duygusal bağ.

Telefon görüşmeleri, görüntülü aramalar ve düzenli mektuplaşmalarla ilerleyen bu iletişim, aylar içinde ikisinin de "birbirimiz olmadan olmaz" dediği bir ilişkiye dönüştü. Tiana sonradan bu süreci anlatırken, zihinsel olarak kendisinin de o hücrede onunla birlikte olduğunu hissettiğini söyleyecekti.

Bir tarafta Londra'da tek başına çocuğunu büyüten genç bir anne, diğer tarafta Teksas'ta yüksek güvenlikli bir cezaevinde tutulan bir adam. Aralarında bir okyanus, farklı bir hukuk sistemi ve sayısız belirsizlik vardı. Buna rağmen ilişkileri güçlenmeye devam etti. Tiana, sevdiği adamın suçsuz olduğuna inanıyor ve avukatlarıyla birlikte yürütülen itiraz sürecini yakından takip ediyordu.

Ay geçtikçe hukuki süreç son aşamasına yaklaşıyor, çift ise birbirine daha sıkı sarılıyordu. Sonunda bir karar aldılar: Ne olursa olsun, resmi olarak evlenmek istiyorlardı.

Düğün, çoğu insanın hayalindeki gibi değildi. Tören, yüksek güvenlikli bir cezaevinin ziyaret bölümünde, ikisinin arasında duran kalın bir camla gerçekleşti. Sarılamadılar, el ele tutuşamadılar. Buna rağmen Tiana, birbirlerine "çok derin" yeminler ettiklerini, ikisinin de gözyaşlarını tutamadığını anlatıyor. O anki ruh hali bir yandan mutluluk, bir yandan da üzerlerine çöken bilinmezlik duygusuydu; ikisi de geleceğin ne getireceğini bilmeden, o anı yaşamaya çalışıyordu.

Çiftin etrafındaki herkes bu evliliğin sıra dışı olduğunun farkındaydı. Ama Tiana için bu, sevdiği insana son ana kadar destek olma kararının somut bir göstergesiydi.

Düğünden sadece birkaç hafta sonra, Tiana'nın hayatını ikiye bölecek o gün geldi. Cezaevi yetkilileri tarafından "misafirhane" olarak adlandırılan bir bekleme alanına alındı ve oradan gelecek tek bir telefonu bekledi. O telefon geldiğinde, hayatının en zor saatlerinden biri başlamış oluyordu.

Tiana o günü anlatırken, eşinin son anlarına dair hafızasının hâlâ "flashback" denilen ani ve istemsiz görüntülerle kendisini bulduğunu söylüyor. Süreç onun için sadece birkaç saatlik bir deneyim değil, aylar sonra bile psikolojik olarak baş etmeye çalıştığı bir travma haline geldi.

Tiana'nın eşinin mahkumiyeti, yıllar önce işlenen çifte bir cinayetle ilgiliydi ve dava süresince ciddi tartışmalara konu oldu. Savunma tarafı, jüri seçiminde ırksal önyargı yaşandığını ve yargılama sürecinde sanığın gençlik yıllarında yazdığı müzik sözlerinin aleyhte delil olarak kullanıldığını öne sürdü. Üstelik infaz tarihine yakın bir dönemde, davaya adı karışan bir başka kişinin "asıl suçun kendisine ait olduğunu" iddia ettiği bir açıklama gündeme geldi. Buna karşın mahkemeler ve ilgili kurumlar, sunulan itirazları kabul etmedi ve süreç durdurulamadı.

Kurbanların yakınları ise tamamen farklı bir bakış açısını dile getirdi; bu son dakika iddialarının gerçek bir kanıt değil, yalnızca infazı geciktirme girişimi olduğunu savundu. Yani Tiana'nın inandığı gerçekle, kurban yakınlarının yaşadığı acı, aynı hikayenin iki ayrı ve uzlaşmaz yüzü olarak kalmaya devam ediyor.

UYGULAMALARI İNDİREBİLİRSİNİZTürkiye'den ve Dünya’dan son dakika haberler, köşe yazıları, magazinden siyasete, spordan seyahate bütün konuların tek adresi http://milliyet.com.tr ; Milliyet.com.tr haber içerikleri izin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Kanuna aykırı ve izinsiz olarak kopyalanamaz, başka yerde yayınlanamaz.

Kaynak haberi oku